iliğimden kemiğimden
"bugün günlüğüme değil, ayaklarımın altındaki şehre yazacağım içimi" diyerek soğuğu nefesledi.
Balkon demirleri arasından firar eden bacakları sallanıyor, ödü kopsa da aldırmıyordu. Midesine tekme yemiş gibi bir bulantı, gözleri ağır, elleri neye uğradığını şaşırmış gibi soğuk ve titriyordu. Bedeni neden böyle tepki vermişti, bilmiyordu. Gecenin ilerleyen bir saati değildi, aksine tik tak bile duyulmuyor, sanki külkedisinin duası kabul olmuş gibi gece yarısı olmadan zaman durmuş gibi geliyordu ona.
Çığlık atmak geliyordu içinden, ormanda sürüsüne sinyal veren kurtlar gibi bir yerlere bağırmak istiyordu. Sesi titrese anlayacak biri çıkar ümidiyle acı acı bağırmak istiyordu. Ağlamak bile gerçekleşmemişken gözlerinde, kendini yırtarcasına bedeninden çıkmak istiyordu. Hoyratlaşmıştı. Biraz usul bir baş kaldırıydı. Yabancılaşmayı tatmıştı. Boğazını tıkayan, göğsünü uyuşturan acıya kafa tutmak için yanıyordu ama kalbinin sularında sakinlik hakimdi. "Nabzımı bile dinlemişti, hem de hiç haberim yokken." diye düşündü. O an kalbinin kafesi yıktığı andı. Öyle bir acı duydu ki, dudaklarını ısırdı bağırmamak için. Bir an ölüyorum sandı, burnundan verdiği nefes o kadar kesikti. Her şeyi kaybetti. Kalanları süpürüyor ayaklarından silkeliyordu. Aşağı belki hiç düşmeyecekti, bu yukarıda kendine çektirdiği zulümden daha acımasızdı.
Yorumlar
Yorum Gönder