çaldıklarım
"Sahip olduğum şeyleri göstermek yanaklarımı kızartırken çaldıklarımı vitrinlere astım. Sevdiğim adamın neşesini, arkadaş dediklerimin güvenini, ailemin desteğini, kendimin saygısını çaldım. Yaparken içim titremedi. Ama bana kurulan temkin cümleleri, beni uzaklaştıran bakışlar, verdiğim savaşlar; gözlerimi açtı. Mutsuz olduğun yerde kalma, derler. Mutsuz ettiğim yerden gitmek karşımdakine ne büyük iyilik değil mi? Yine de hep suçlu olmak zorundayım. Birini sevdiğim için arkadaşlarımdan ve ailemden özür dilemek zorundayım, çünkü o bunu bana yaptıracak kadar mazeret sahibi olmamı sağladı. İyi bir arkadaş olmadığım için herkesten özür dilemem gerekir, çünkü ben değer verdiysem de hakkını vermedim. Hevesim yoktu. Birilerini kendim içinde seviyordum ama devamlı bir şeyler vermekten cephanem boşalmıştı. Ailemden özür dilemeliydim, her ne kadar bu benim hayatım narası atsam da ben hayal kırıklığıydım sonuçta. Tanımadığım insanlara bile bir özür borcum vardı. Kendime ne için özür dilesem seçemiyorum ama. İradesiz olduğum için beynimden mi af dilesem yoksa yanlış yollara saptırdığı için kalbimden mi af dilesem? Fark ettim de benim başka seçeneğim yok. Teşekkür etmelik çok şey yaşıyor olsam bile benim hayatım minnetin yan yöresine uğramıyor. Aldığım her nefese şükranlarımı sunmakla beraber verdiğim her nefeste bir küfür savuruyorum. Yaşamak sandığım gibi değil çünkü. Bir yol yapıyorsun engeller kendi tercihlerinden doğuyor. Durup düşünüyorsun nerelerde gelecek nerelerde bitecek diye. Ben sadece kendime düşmemek için fırsat vermediğimi gördüm. Nefretim benliğime. Düzlük bırakmamışım olur da düzgün yürürüm diye."
Tüm bunlar benim hislerim sanki, yazıyorum bir de; diye düşünerek gözlerini kapadı. Bir gün daha bitti.
Yorumlar
Yorum Gönder